27 Kasım 2011 Pazar

Selçuk Yöntem, Sizi sakladığım yerde unuttum

video

11 Kasım 2011 Cuma

Yelek Modelleri



ÖN : 29 ilmeklastik örgüyle başlanır. 6 cm yaka örülür. Tek tarafı her sırada 1 arttırılarak, diğer tarafıda 6 cm lastik örerek 22cm kol için inilir. Kol oyugundan sonra, her 8 cmde 1 (3kere) tek taraf kesilir. Öbür tarafa lastik devam eder. Sonra her 8 cmde 1 ilmek (3kere) arttırılır. Bel oyuğu tamamlanır. 
Kol bitiminden itibaren 30 cm sonra, yırtmaç için 3 ilmeklik lastikle devam edilir. Etek ucu 6 cm lastikle bitirilir. Diğer ön tarafta aynen bu şekilde örülür. Bir tanesine düğme için ilik açmak gerekir. Yakada 1 ilik açılır. Yakadan aşağıya inerken her 10 cmde 1 ilik acılarak 10 ilik yapılır. 

ARKA : 47 ilmek lastik örgüyle başlanır. 6 cm yaka için örülür. Her sırada 1 arttırılarak 22 cm örülür. 8 cm sonra 1 ilmek (3kere) kesilir. Daha sonra her 8 cmlik 1 ilmek (3 kere) arttırılır. Böylece bel oyuguda yapılmış olur. Kol bitiminden itibaren 30 cm sonra her 2 kenardan 3 er ilmek lastikle devam edilir. Burası yırtmaç olacaktır. Etek ucu 6 cm lastikle bitirilir. 
















22 Ekim 2011 Cumartesi

Vişne Reçeli

Vişne Reçelinin Yapılışı


Reçel yapımı için hazırlık

Malzemeler:
1 kg şeker
1 kg vişne
yarım limon
Yapılışı:
Vişneleri güzelce yıkayıp, saplarını ayıklayın. Kıvrılmış bir tel yardımıyla çekirdeklerini çıkarın. Bir tencereye bir kat vişne, bir kat şeker olacak şekilde döşeyin ve bir gece bekletin. Ertesi sabah vişneyi kendi suyuyla ocağa oturtun ve reçel kıvamını alıncaya kadar kaynatın. Ocaktan almaya yakın limon suyunu ekleyip bir taşım daha kaynatın ve ocaktan alın.Ilıyınca kavanozlara paylaştırın ve sıkıca ağzını kapatın.
(Vişne miktarına göre malzemeleri artırabilirsiniz.)

Vişnenin Faydaları


VİŞNE


VİŞNENİN FAYDALARI
Yakut kırmızı rengi ile reçelini yemeğe alıştığımız vişne, içerdiği mineral ve vitaminler sayesinde, birçok hastalığa karşı koruma kalkanı yerine geçiyor. İçeriğinde bulunan ve meyveye kırmızı rengini veren “antosiyanin” ise vişneye hücre yenileme yani antioksidan özelliğini kazandırıyor. Günde bir bardak vişne suyu tüketimi ile vücut günlük antioksidan ihtiyacını karşılıyor. Kalp ve damar hastalıklarından kansere hastalık riskini azaltmaya yardımcı olan vişne, kas ağrılarının hafifletilmesi, hafıza gelişimi ve kilo dengeleme gibi konularda da etkin rol oynuyor.
Tam bir vitamin ve mineral deposu olan vişne meyvesinde bulunan A ve C vitamini ile sodyum, potasyum, kalsiyum ve fosfor mineralleri, özellikle ateşli hastalıklara karşı güçlü bir silah.
Vişnenin “ekşi” artıları
Ferahlatıcı etkisi yüksek bir meyve olan vişnenin şeker oranı kirazdan düşük olduğu için daha az kalori içeriyor. Diareyi kesmesi ve idrar söktürücü özellikleri, mide ve karaciğerin düzenli olarak çalışmasına yardımcı olmasının yanı sıra, vücutta biriken fazla suyun dışarı atılmasında etkin rol oynuyor. Sindirim sisteminin dengeli ve düzenli fonksiyonu için önemli bir meyve olan vişne ile ilgili yapılan ön araştırmalar gösteriyor ki; vişnedeki “antosiyanin”ler, kolon kanseri riskini de önemli ölçüde azaltıyor.

Kırmızı ve mor renkli meyve ve sebzelerde, çiçeklerde, morumsu yapraklı ağaçlarda bulunan renk verici bir madde olan antosiyanin, içinde bulunduğu meyvede çok güçlü bir antioksidan yani hücre yaşlanmasını önleyici bir etki yaratıyor. Antosiyanin yardımıyla sağlıklı dokuları ve hücreleri koruyan vişne böylelikle, anti-aging özelliği de taşıyor ve kanser ile kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltıyor. Antosiyanin oranının yükseldiği koyu renkli olan vişnelerde, aynı zamanda daha fazla miktarda minerale rastlanıyor.
Japon beslenme uzmanları tarafından, Tsuda Üniversitesi’nde 2003 yılında gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, hipoinsülinemi ve hipoglisemiye yol açabilen yüksek yağ içeren besinlerin verdiği söz konusu zararlar, antosiyanin sayesinde dengelenebiliyor. Diğer bir deyişle, şeker düzeyi düşük olan vişne, kilo kontrolünde önemli bir görev üstleniyor. Michigan Üniversitesi’nde yapılan çalışmalar, antosiyanin maddesinin kolesterolün, kan şekerinin düşürülmesi ve karaciğerde daha az yağ birikimi konusunda çok etkili olduğunu ortaya çıkarıyor. Vişne ise, antosiyanin açısından en zengin meyveler arasında yer alıyor.
Beslenme uzmanları, günlük antioksidan ihtiyacının karşılanması adına günde 3,000 – 5,000 ORAC (Oksijen Radikalleri Emilme Kapasitesi) ünite alınmasını öneriyor. Yaklaşık 100 gram vişne suyu konsantresinde ise, 12,800 ORAC ünite bulunuyor. Bu da gösteriyor ki, günde bir bardak olarak tüketilecek vişne suyu, vücudun antioksidan ihtiyacını rahatlıkla karşılıyor.
Doğal ağrı kesici
Michigan Eyalet Üniversitesi tarafından yürütülen bir araştırmaya göre, “antosiyanin” olarak bilinen kırmızı kimyasalların aynı zamanda kas ağrılarını hafifletebileceği belirtiliyor. Spor egzersizleri ve ağırlık çalışmalarının hemen sonrasında oluşan geçici kas zedelenmelerinde, içeriğindeki antosiyanin sayesinde vişne etkin rol oynuyor. Yaklaşık olarak 100 – 120 vişnenin antosiyanin içeriğine sahip olan bir şişe vişne suyu, ağrı kesici yerine doğal ve keyifli bir alternatif sunuyor.

26 Haziran 2011 Pazar

Muhteşem Yüzyıl

hürrem sultan



Hürrem Sultanın Saç Rengi


Asıl adı Meryem UZERLİ olan Türk asıllı Alman vatandaşı oyuncunun canlandırdığı Hürrem karakterinin saç rengini soruyorum sizlere.Bu saç rengi nasıl elde edilir?
Hürrem Sultan’ın saç renginin de bakır olması nedeniyle kadınlar arasında “Hürrem Bakırı” olarak adlandırılan bakır rengi, sezonun en fazla kullanılan rengi oldu ve oluyor. 
İrlanda kızılı ve bakır kızılı tartışması yapılan bu renk karamel ve  bakır kızılı arasında bir tondur. Bu renk tonunu kullanmak isteyen izleyicilerimize bir önerimiz var. Kesinlikle evde kendiniz denemeyin ve uzman bir kuaförde saçlarınızı boyatın. Bu renk zor bir renktir. Her saçın üzerinde Hürrem Sultanın rengine ulaşamazsınız. Bir Uzmana danışmakta fayda vardır.
Türkiye’nin ilk ve en büyük saç boyası üreticisi NEVACOLOR Yönetim Kurulu Başkanı Armağan Okay, kış sezonunda saç boyasında ağırlık kazanan kahverengi tonlarının, son iki ayda bakır tonuyla yer değiştirmeye başladığını söyledi. NEVACOLOR olarak bu ilhamla yarattıkları 8.44 Tarçın Bakırrenginin satışının son iki ayda yüzde 60 arttığını belirten Okay, hem tüketicinin hem de kuaförlerin bu renklere çok yoğun talebi olduğunu belirtti.

Renklerin saçlarla mükemmel uyumunu oluşturan marka NEVACOLOR kadın trendlerindeki gelişmelerden aldığı ilhamla yarattığı 8.44 Tarçın Bakırı rengi 6 liralık fiyatı ile de tüketicilerin ve kuaförlerin yoğun tercih ettikleri markaların ilk sıralarında geliyor.



Hürrem Bakırı kime çok yakışır?
Hürrem’in saç modeline Hürrem Bakırı rengine beyaz tenli, açık göz rengi olan hanımlar uygundur.
Kumral bakır ton saç rengi yani Hürrem Sultan Saçının rengi çilli bayanlarda çok güzel hoş duruyor.



25 Haziran 2011 Cumartesi

Şifon Bluzlar





Şifon Bluzlar

Şifon Bluzlar

Şifon Bluzlar









































Uğur Işılak Şiirleri




Buyur Gönül Haneme…

İçimde duygular kördüğüm oldu,
Çözeceksen buyur gönül haneme…
Ne yazacak şiir ne de söz kaldı,
Sezeceksen buyur gönül haneme…

Bin bir kaygı ile korkular saçtım,
Kendimi görünce kendimden kaçtım!
Halimin resminden bir sergi açtım,
Gezeceksen buyur gönül haneme…

Çıkarıp bedeni can yeleğinden,
Kurtularak nefsin her dileğinden,
Topyekûn hayatı aşk eleğinden,
Süzeceksen buyur gönül haneme…

Uzanır sonsuza aşkın yolu bir,
Baki olmak için bir gönüle gir…
Bu yolda ne varsa gurura dair
Ezeceksen buyur gönül haneme…


Yokluğumun Resmi 

Attığım her adım benden uzakta 
Bastığım her yerde yokmuşum meğer
Çırpınırken `ben` denilen tuzakta
`Ben` bana saplanan okmuşum meğer..

Aklım kumsal iken, ben toz paresi
Çıktıkça yükseğe, alçalır oldum..
Düşündüm, derdimin nedir çaresi
Susarak konuşmak, sonunda buldum..

Esrarlı vuslata bir adım kala
Hasretin vecdiyle, ben kement attım
Yürekte boğulmak, ne güzel bela
Battıkça kurtuldum, çıktıkça battım..

Görünmez cevheri buldum diyerek
Körlüğü kör ettim, deli bir taşla 
Bilmeyi bilmeden, bildim diyerek
Boşluğu doldurdum, dolu bir boşla..

Nasılların sebebini sorarken
Sualimi cevapladım niçin`de
Çokluğumda yokluğumu araken
Yalnız kaldım yığınların içinde..

Satır, satır böldü beni heceler
Her kırkımı, kırka yardım savuştum
Boşluğumu kucakladı geceler
Sessizlikte, gürültüyle boğuştum..

Var`da yoku, haykırırken her seda
Aklım ki, aklımı başımdan aldı
O`na gidiyorum, bana elveda 
Sonsuz olan sona, bir nefes kaldı.. 


Diyarlardan Diyarlara

İnan bana ben değilim, söyleten beni,
Atılarak bir boşluğa serilmişim ben
Sıradan bir dert değildir inleten beni,
Dostun bıçak sözü ile vurulmuşum ben

Diyarlardan diyarlara sürülmüşüm ben
Ruhum ile çarmıhlara gerilmişim ben

Çile yüklü duygularda dara çekildim
Yemyeşil bir yaprak idim soldum döküldüm
Asırlarca sökülmeyen köktüm söküldüm
Yalnızlığın ağı ile örülmüşüm ben 


Koçhisar Elleri

Böyle ayrılığın gözü kör olsun
Savurdu kül gibi gurbet yelleri
Bir ana, bir baba bir de yar olsun
Neme lazım gurbet elin gülleri

İlaç, merhem kar eylemez şaşkına
Tabib neyler gönlü dolmuş taşkına
Memleket aşkına, toprak aşkına
Dile geldi bağlamamın telleri
Yiğitler aşkına, vatan aşkına
Dile geldi bağlamamın telleri

Tozludur yolları, tuzlu gölleri
Gönlümde tütüyor yurdun elleri
Tozludur yolları, tatlı dilleri
Gönlümde tütüyor Koçhisar elleri 


Dizginle Aşkını

boşa mecnun olup leyla arama
dizginle aşkını çöl şımarmasın
sevda lehçesinde çok söz var ama
beyhude konuş ki dil şımarmasın

gönül zarar eder dünya karıyla
yoğrul aşıkların ahuzarıyla
yanıp tutuşursan dostun narıyla
savrul boşluklara kül şımarmasın

hayal ülkesinde mevsim hep bahar
aklını başına topla vakit dar
kurak topraklarda bülbül olmak var
gönül ver dikene gül şımarmasın

yol bilmezse sazındaki perdeler
türkü isyan eder yüzüne güler
yüreğinden süzülsün ki nağmeler
mızrap şımarmasın tel şımarmasın 


Gözlerin Vurdu

deprem oldu yüreğimde
gözlerime baktığın an
sığındım gönül hanene
can evimi yıktığın an

türküleri yaktım inledim
çok aşk öyküsü dinledim
sevda ne imiş anladım
kabus gibi çöktüğün an

her yolda sana giderim
gönlündür meskenim yerim
isyan etti gecelerim
kabus gibi çöktüğün an

senle her an yandı bu can
anladım uslanmaz yanan

sanki gönlüm viran yurdu
ne gün bitti nede durdu
sanma ondörtlü yarası
beni o gözlerin vurdu 

Nazım Hikmet Ran


BİR AYRILIŞ HİKAYESİ

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...


CEVİZ AĞACI

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz, 
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda, 
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz. 
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda. 
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl. 
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril, 
koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil. 
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var. 
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a. 
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım. 
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u. 
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda. 
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM

Ben 
senden önce ölmek isterim. 
Gidenin arkasından gelen 
gideni bulacak mı zannediyorsun? 
Ben zannetmiyorum bunu. 
İyisi mi, beni yaktırırsın, 
odanda ocağın üstüne korsun 
                    içinde bir kavanozun. 
Kavanoz camdan olsun, 
şeffaf, beyaz camdan olsun 
                    ki içinde beni görebilesin... 
Fedakârlığımı anlıyorsun : 
vazgeçtim toprak olmaktan, 
vazgeçtim çiçek olmaktan 
                        senin yanında kalabilmek için. 
Ve toz oluyorum 
yaşıyorum yanında senin. 
Sonra, sen de ölünce 
kavanozuma gelirsin. 
Ve orda beraber yaşarız 
külümün içinde külün, 
ta ki bir savruk gelin 
yahut vefasız bir torun 
bizi ordan atana kadar... 
Ama biz 
o zamana kadar 
o kadar 
karışacağız 
ki birbirimize, 
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz 
                                     yan yana düşecek. 
Toprağa beraber dalacağız. 
Ve bir gün yabani bir çiçek 
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse 
sapında muhakkak 
iki çiçek açacak : 
                    biri sen 
                    biri de ben. 
Ben 
daha ölümü düşünmüyorum. 
Ben daha bir çocuk doğuracağım. 
Hayat taşıyor içimden. 
Kaynıyor kanım. 
Yaşayacağım, ama çok, pek çok, 
ama sen de beraber. 
Ama ölüm de korkutmuyor beni. 
Yalnız pek sevimsiz buluyorum 
bizim cenaze şeklini. 
Ben ölünceye kadar da 
bu düzelir herhalde. 
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde? 
İçimden bir şey : 
                  belki diyor. 
 

                                                                18 Şubat 1945 

TAHİRLE ZÜHRE MESELESİ


Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da 
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, 
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte 
yani yürekte.


Meselâ bir barikatta dövüşerek 
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken 
meselâ denerken damarlarında bir serumu 
                                          ölmek ayıp olur mu?


Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da 
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.


Seversin dünyayı doludizgin 
ama o bunun farkında değildir 
ayrılmak istemezsin dünyadan 
ama o senden ayrılacak 
yani sen elmayı seviyorsun diye 
elmanın da seni sevmesi şart mı? 
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık 
yahut hiç sevmeseydi 
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?


Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da 
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. 

 Nazım Hikmet Şiirleri


24 Haziran 2011 Cuma

Reiki

Herkes artık biliyor! Reiki diye birşey var, gidip öğreniliyor, insana iyi geliyor. Kimi hala reddediyor, Reiki yapanları şaşkınlıkla veya acıyarak izliyor; kimi araştırmaları ve Reiki yapılan hastanelerdeki uygulamaları izliyor, yakınlarına yardım ediyor, kimi evde ya da ofiste zaman buldukça ellerini bedenine koyuyor ve rahatlıyor, canlanıyor. Reiki ilginç bir olgu. Doğanın, evrenin bize sunduğu en güzel armağanlardan biri.

Ben Reiki’yi Anadolu’daki “el alma, el verme” ya da “ocak olma” diye adlandırılan şifa geleneklerinin Japon versiyonu olarak tanımlıyorum. Elle enerji aktarmak ve bedenin iyileşme yetisini harekete geçirmek binlerce yıldır birçok kültürde var, ama çağımızda modern tıbbın herşey için tek çare olduğu kanısı yerleştiği için ihmal ettiğimiz, hatta unuttuğumuz bir olgu. Oysa hekimler, tıbbın herşey için tek çare olduğu kanısında değiller. ABD ve İngiltere’deki hastanelerde tıbbi tedavinin yanısıra Reiki desteği sağlanması da bunun bir kanıtı. NCCAM (National Council for Complementary and Alternative Medicine) kurulu Reiki’nin herhangi bir zararı ya da yan etkisi bulunmadığı için hastanelerde kullanımını onaylıyor, ABD’deki hastanelerin %15’inde Reiki uygulanıyor.


Reiki Nedir?

reiki_kanji_colorful2Reiki, şifa ve ruhsal çalışma tekniklerine dayanan binlerce yıllık bir öğretidir. Kaynağı Tibet olduğu sanılan bir uygulamadır. Oldukça kolay, herkes tarafından öğrenilebilen bir tekniktir.
Kanji Japoncası iki kelimeden oluşan Reiki: “Her yerde varolan ruhsal yaşam enerjisi” anlamındadır (Rei: Her yerde varolan - Ki: Ruhsal yaşam enerjisi). Reiki üstatlarından bayan Takata Reiki’yi, “Evrensel Yaşam Enerjisi” olarak tercüme etmiştir. Çoğunluğun kabul ettiği tanım da budur.
Reiki, doğası gereği ruhsal bir çalışma olmasına rağmen, herhangi bir dogması yoktur ve hiçbir dine ya da inanca bağlı değildir. Uygulaması çok güçlü olan ruhsal bir deneyimdir. Aynı zamanda, uygulayıcılarda psişik duyuları güçlendirir, ruhsal farkındalığın artmasını sağlar.

Reiki öğrenmek insanın entelektüel kapasitesine bağlı değildir. Hocadan öğrenciye kolaylıkla aktarılır; uzun yıllar süren uygulamalar gerektirmez. Reiki, kişinin yeteneklerine dayanmayan, şifanın saf halidir. Bu yüzden, herkes tarafından kolayca öğrenilebilir. Uygulama bir kere öğrenildikten sonra, ömür boyu kullanılabilir. Hem kendinize, hem başkalarına kullanılabilir olması Reiki’nin en önemli avantajlarından biridir.

Alternatif tıp bilgileri içinde anılmasına rağmen, alternatif bir tıp yöntemi değildir. Tıbbî müdahalelerin yerine geçmez. Tıp tedavilerinin olumsuz yan tesirlerini azaltmanın yanı sıra, tedavinin olumlu sonuçlarının gelişmesine katkıda bulunur. Ağrıyı ve stresi azaltarak veya yok ederek pozitif forma girmenizi sağlar.

Reiki, farkındalığı olan bir enerjidir. Hiçbir zaman zarar vermez, her zaman doğru biçimde yardımcı olur. Uygulanan insanın ihtiyaçlarına göre yarar sağlar. Reiki verme konusunda hiçbir zaman endişe duyulmamalıdır. Kullanıcı, bu güçlü enerjiyi kanal olarak uyguladığı için, kullanıcının kişiliği enerjiyi etkilemez.

Reiki, hemen her zaman, her türlü ağrı ve rahatsızlıkların hızla iyileşmesinde etkilidir. Ayrıca, ruhsal gelişimdeki pozitif etkisi, uygulamadan sonra karşılaşacağınız sorunlara daha derin bir bakış açısı kazanmanızı sağlar. Yaşamınızda doğru kararlar almak için gereken farkındalığa ulaşmanızda yararlıdır. Algılamaları herkeste farklı olsa da ortak bir konusu vardır; o da günlük olarak harcadığınız enerjiyi bedene geri kazandırmaktır. Böylece, duygusal ve zihinsel olarak oluşacak dengesizlikler engellenir. Reiki, bedendeki enerjileri dengeler, rahatlamanızı sağlar. Aynı zamanda stresle karşılaştığınız durumlarda pozitif tepkilerinizi arttırır. Reiki, ruhsal gelişiminizi pozitif yönde destekler.

Reiki uygulayanlar ya da uygulananlar, kendilerini daha iyi tanıma fırsatını bulurlar; daha yüksek bilince, sezgiye, farkındalığa ulaşırlar. Uygulama sırasında en çok ortaya çıkan duygu: Huzur, rahatlama ve güvendir. Yapılan Reiki uygulamaları, iyileşmeyi yumuşak geçişlerle sağlar.

Uygulamalardan sonra ortalama üç haftalık bir iyileşme süreci vardır. Eğer sonucu görmek için röntgen çektirmek ya da tahlil yaptırmak gerekiyorsa, bu süreci beklemekte yarar vardır. Bazen, uygulamalardan sonra, rahatsızlık olan konuda bir hızlanma süreci görülür. Böyle zamanlarda ağrılar artabilir. Kişinin uzun sürelerde yaşayacağı ağrıları kısa bir zaman dilimine sığdırdığından, böyle ağrılar oluşabilir. Bu durumda, yirmi dört ila kırk sekiz saat arasında bir dinlenme önerilir.

Yapılan uygulamalar sırasında eğer önemli sağlık sorunları varsa, bu uygulamaların tıp tedavisi ile birlikte devam ettirilmesi tavsiye edilir. Reiki uygulaması, tek başına bir tedavi değil, tamamlayıcı bir yöntemdir. Reiki’yi diğer medikal ve doğal tekniklerle birlikte kullanabilirsiniz.

Reiki, ilk yardımda da uygulanabilir. Kaza anında, bir uzmanın gelmesi beklenirken oluşacak şok duygularını hafifletir. Reiki, her zaman yararlıdır ve her türlü terapi ya da tedavinin etkinliğini arttırır. Reiki, evrenin hepimize bir hediyesidir.

Reiki'nin Tarihçesi

tarihcesi
Birçok eski kültürde olduğu gibi Japon kültüründe de bilgilerin nesilden nesile geçmesi ağızdan ağıza olmuştur. Maalesef, bu durum birçok bilginin kaybolmasına yol açmıştır. Reiki uygulayan birçok kişi bugün kullandığımız tekniklerin önce Hindistan’da Budha tarafından, daha sonra da Hz. İsa tarafından kullanıldığına inanıyor.

Bir kısım uygulayıcı da Reiki’nin doğuşunun Mu ve Atlantis uygarlıklarına kadar uzandığına inanır. Tabii ki, yazılı kanıt olmadıkça insanlığın bu bilgiye nereden ulaştığı kesin olarak söylenemez.
Kesin olarak söylenebilecek bir şey vardır ki, o da Reiki’nin Dr. Mikao Usui tarafından, 19. yüzyılda yeniden keşfedildiğidir. Dr. Usui’nin, Tokyo’daki mezarı dışında hayatı ve çalışmaları hakkında çok az belge bulunmaktadır.

Bulunan bazı bilgilerin de Usui’nin hayatını ve bilgilerini Batıya uyarlamak için bazı Reiki hocaları tarafından yok edildiği söylentisi vardır. Mantığa uygun olarak Usui’nin efsanesinde, hala birçok boşluk bulunmaktadır.


Reiki'nin Büyük Üstatları

Dr.Mikao Usui

dr_usuiDr. Usui, 1800’lü yılların sonuna doğru Japonya’da yaşamıştır. Zen Budizm ile ilgilenen bir aileye mensuptur. Tıp eğitimi yaptığı söylenmektedir. Daha sonraki yıllarda, Kyoto şehrinde Doshisha Üniversitesinde müdürlük yaptığı sanılmaktadır.
Bu yıllarda, bir öğrencinin “İsa’nın hastalara nasıl şifa verdiği” sorusu üzerine, bunun nasıl olduğu konusundaki arayışlarına başlamıştır. Bu arayışları sırasında, birçok seyahat yapmıştır: Chicago’da 7 yıl Teoloji eğitimi almış, Çince ve Sanskritçe öğrenerek eski Çin ve Hint yazıtlarını incelemiştir. Seyahatleri sırasında Budist tapınaklarında çalışarak ve şifacılıkla ilgili sorularına yanıt arayarak bütün Japonya’yı gezmiştir. Gezdiği ve kaldığı tapınaklarda kutsal yazıları incelemesine izin verildiğinden bulduğu bazı bilgileri not alabilmiştir.


Tibet’e giderek oradaki tapınaklarda da araştırmalarına devam etmiş ve konuştuğu bütün rahiplerden aynı bilgiyi edinmiştir. Evet, daha önceleri fiziksel bedeni iyileştirme yolları biliniyordu; fakat zamanla ruhsal şifaya daha çok önem verildiği için bu bilgiler unutulmuştu. Seyahatleri sırasında tanıştığı bir Zen rahip, O’nu kendi tapınağına davet ederek orada çalışabileceğini söylemiştir. Rahip de aynı konu ile ilgilenmekte ve Usui’ye bu konuda destek olmakta idi.


En sonunda bir Hint yazıtında, şifa veren yüksek enerji kaynağı ile temas kurabileceği bir formül buldu. Fakat, bu sadece bir formüldü. O’na, şifayı anlama ve kullanma yeteneğini vermiyordu. O zaman bu formülü uygulamaya karar verdi ve kutsal bir dağ olan Koriyama’ya doğru yola çıktı. Zirveye ulaştığında yirmi bir tane taş topladı. Her gün bir tanesini attı. Orada kaldığı yirmi bir gün boyunca oruç tuttu, meditasyon yaptı, dualar okudu, sutralar söyledi ve Tanrıdan kendisine ışığını göstermesini istedi.


Yirmi birinci gün son taşı attıktan sonra hala şifa gücünü öğrenememişti. Geri dönmek için hazırlanmaya başladı. Gecenin gün doğumundan önceki en karanlık haliydi. Ufka doğru bakarken parlak, beyaz bir ışığın kendisine doğru geldiğini gördü. Işığa baktığında ışığın farkındalığı olduğunu ve kendisiyle temas kurduğunu anladı. Işık, kendisine bu gücü verebileceğini, bilgileri aktaracağını, ama bunun için O’na çarpması gerektiğini, o zaman da ölebileceğini, bunu kabul edip etmediğini, sordu. Karar verme fırsatı tanınmıştı. Uzun süredir aradığı şifa yeteneğine kavuşabilmek için ölüm riskini göze aldı. Işık, O’na alnından çarptı. Usui, kendini kaybederek düştü. Çarpma esnasında gerekli bütün bilgileri aldı. Ne kadar baygın kaldığını bilmeden yattı. Tam bilincine ulaştıktan sonra geri dönmeye karar verdi.


Yolculuğu esnasında kaydı ve ayağı kesildi. İçgüdüsel olarak elini ayağına koyduğunda kanama durdu ve acısı geçti. Yolda bir kasabada dinlenmek için mola verdi ve yirmi bir gün oruç tutmuş olmasına rağmen hiç rahatsız olmadan yemeğini yedi. Kendisine servis yapan bayan, şiddetli bir diş ağrısından yakınıyordu. Usui, izin isteyerek ellerini kızın yanağına koydu ve diş ağrısını dindirmeyi başardı. Yaşadığı yere vardığında hasta olan yakın bir arkadaşı üzerinde de yeni bilgi ve becerilerini uyguladıktan sonra, kendisine sunulan bu özel armağanı Kyoto’nun yoksul mahallelerindeki dilenci ve yoksulların tedavisi için kullandı. Ancak bu tedavileri uygularken bedenin tedavisinin yeterli olmadığı, ruhun ve zihnin tedavisinin de aynı ölçüde önemli olduğu, kendisine hatırlatıldı. Bu mistik deneyiminden birkaç yıl sonra, bir meditasyon esnasında Reiki’nin beş prensibi ile aydınlandı.


Geri kalan hayatını, bu tedavi modelini geliştirmeye ve öğretmeye adadı. Her kültür ve din tarafından kabul edilecek bir metot geliştirmesi gerektiğini biliyordu. Reiki’yi tüm dogma ve dini inançlardan bağımsız kılarak evrensel hale getirdi.


Japon imparatoru Tenna, Usui’yi çalışmalarından dolayı doktora ile ödüllendirmiştir.


1930’lu yıllardaki ölümüne kadar on altı öğretmene üstat uygulama yeteneğini vermiştir. Dr. Chujiro Hayashi bunlardan biridir. Dr. Hayashi, daha sonra ikinci büyük üstat seçilmiştir.

Dr.Chujiro Hayashi

ChujiroHayashiEmekli bir deniz subayı olan Hayashi, üstat unvanını 1925 yılında Dr. Usui’den almıştır. İyi bir fizikçi olan Hayashi, yüksek sınıfa ait bir aileden gelmektedir. Dr. Usui, ölmeden önce Hayashi’den, geçmiş yıllarda olduğu gibi kaybolmaması için bu bilgileri koruma sorumluluğunu kabul etmesini istedi. Hayashi, bu sorumluluğu üstlendi.
Tokyo’da bir Reiki kliniği kurdu. Dr. Usui’nin yöntemlerine ilave olarak klinikteki deneyimlerini raporlar halinde topladı. Bütün bunlardan yararlanarak standart el pozisyonlarını, Reiki aşamalarını ve bu aşamaların sistemlerini hazırladı. Tedavilerine özel diyetler ilave ederek iyileşme sürecinin desteklenmesini sağladı.


II. Dünya Savaşı yıllarında, erkekler savaşa gittiklerinden bilgilerin korunması amacı ile bunların birkaç kadına da öğretilmesi gerektiğine karar vererek bu görev için kendi eşini ve Hawayo Takata’yı seçti.

Hawayo Takata

bn_takataHawayo Kawamuru, Japon göçmeni bir ailenin çocuğu olarak, 1900 yılında, Hawai’de dünyaya gelmiştir. Çok ağır şartlarda çalışarak büyümüş, Saichi Takata ile evlenmiş ve 2 çocuk sahibi olmuş; ne yazık ki, kocası yirmi üç yaşında ölmüştür. Çocuklarına bakabilmek için çok çalışmak zorunda kalmış, yüklendiği stres ve baskı sağlığını bozmuştur. Bayan Takata’nın mide, safra kesesi ve akciğerlerinde sorunlar vardı. Ayrıca, sinirsel rahatsızlıklar yaşıyordu. Tedavi olmak için Japonya’ya geldi. Yapılan tetkiklerde solunum ve safra kesesi rahatsızlıklarından başka, tümör ve gastrit tespit edildi. Hızla kilo vermeye başlayınca doktoru acil olarak ameliyat önerdi.


Bu öneriden sonra içinden gelen bir sesle; başka bir yol olup olmadığını araştırmaya karar verdi. Doktoruna bunu sorduğu zaman, Dr. Hayashi’nin Reiki kliniğini öğrendi. Burada tedavi olmaya başladı. Daha önce duymadığı bir yöntemdi. Reiki uygulayıcılarının ellerinden gelen sıcaklık ilgisini çekti. Merakla sorgulayınca, uygulayıcı O’na, Reiki hakkında bilgi verdi.


Takata, aldığı günlük tedavilerle dört aylık bir sürede iyileşti. Sonuçtan etkilenerek, Reiki’yi öğrenmekte ısrarcı oldu. Dr. Hayashi, o sırada eşinden başka bir kadına daha Reiki öğretmeyi düşündüğü için, kabul etti.


Takata, 1936 yılında birinci aşamayı öğrenmişti. Bir yıl daha Dr. Hayashi ile çalışarak ikinci aşamayı da öğrendi. 1937 yılında Hawai’ye geri döndü. Dr. Hayashi’nin yardımıyla Hawai’de bir Reiki merkezi açtı. 1938 yılında Dr. Hayashi’nin yaptığı on üçüncü ve son Reiki üstadı oldu. Bu onura sahip ilk kadın ve ilk yabancıydı. Dr. Hayashi, ölümünden önce Bayan Takata’nın üçüncü büyük üstat olduğunu açıkladı.

Reiki Eğitim Süreci

isikellerReiki eğitimi diğer şifa teknikleri gibi öğrenilmez. Eğitime katılmak için uzun süren meditasyonlar yapmış olmak ya da özel yeteneklere sahip olmak gerekmez.
Bu beceri, Reiki hocası tarafından öğrenciye Reiki enerjisinin aktarılması (inisiyasyon) ile kazanılır. Bu işlem taç, kalp ve el çakralarını açar ve Reiki ile öğrenci arasında özel bir bağlantı sağlar. Her inisiyede fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal bir arınma oluşur. Dolayısıyla aynı zamanda güçlü, ruhsal bir deneyimdir.

Bir kez aktarım işlemi yapıldıktan sonra ömrünüzün geri kalan kısmında bu enerjiye hep sahip olursunuz. Uygulamadan sonra öğrencinin yapması gereken tedavi uygulanacak kişinin üzerine ellerini yerleştirmektir. Burada öğrencinin görevi Reiki’ye kanallık etmektir.

Reiki’nin kendi bilinci vardır ve gitmesi gereken yeri bilir. Çalışma sırasında Reiki, uygulama yapılan kişinin yüksek benliği ile bağlantı kurar ve iyileşme sürecini başlatır. Reiki eğitimi üç aşamadan oluşmaktadır.


Birinci Aşama 

Reiki’nin bu aşaması kendini keşif, kişisel değişim, yeni deneyimler ve yüksek bir güçle bağlantının derin duygularıyla dolu, keyifli bir yolculuğun başlangıcıdır.

Birinci aşama eğitimi, öğrenciye Reiki enerjisinin aktarılması ile başlar. Bu aşamada Reiki’nin tarihçesi, amacı, neler yapabileceği öğretilir. Kişinin kendisine ve başkasına Reiki uygulayabilmesi için gereken standart el pozisyonları gösterilir.

Eğitim süresi bir veya iki tam gündür. Eğitim boyunca dört inisiyasyon uygulaması vardır. Uygulamalar yaptırılarak öğrencinin enerjiye alışması ve pozisyonları kullanmayı öğrenmesi sağlanır.

Bu aşamayı tamamlayan, yaşam boyu kullanabileceği bir tekniğe sahip olur.

Not : Bu aşama için bir uyarıda bulunmak isterim: Birçoğumuz, her zaman başkalarına öncelik veririz. Ama öyle bir an gelir ki, kendimizi ihmal ettiğimiz için başkalarına da yapabileceğimiz çok fazla şey yoktur. Öncelikle kendi üzerinizde çalışarak, dünyaya daha yararlı olabileceğinizi hiç unutmayın.


İkinci Aşama 


Reiki’yi anlamak ve tamamen adapte olmak için atılan ikinci büyük adımdır. Bu eğitim, birinci aşama eğitiminden en az üç ay sonra verilir. Burada amaç, öğrencinin tam uyumu sağlayabilmesi için gereken sürenin tamamlanmasıdır.

Bu aşamada öğrenciye, Reiki sembolleri öğretilir. Bu sembolleri kullanabilmesi için gerekli inisiyasyonlar verilir ve teknikler aktarılır. Kanji Japoncası olan semboller kutsal sayılır ve Reiki geleneğinin bir parçası olarak gizli tutulur. Sadece ikinci aşama öğrencilerine verilir. (Bazı hocaların bu sembolleri açıklamaları, bu geleneğin dışındadır.)

Reiki enerjisinin aktarma işlemi yapılmadan kullanıldığı zaman, sembollerin çok etkili olmadıkları ve yanlış kullanımlara yol açtığı gözlenmiştir. Yanlış kullanımlar, insan sağlığında ciddi hasarlara yol açmaktadır. Semboller evrenin dilidir; evren diliyle konuşmayı öğrenmektir. Reiki’nin sembolleri, çok uzun yıllar denenmiş ve birçok çalışma ile güvenliği tespit edilmiştir.

Son yıllarda, yeni bazı semboller öğretiye eklenmektedir. Bunlar, henüz denenmemiş ve güvenilirlikleri kanıtlanmamış olduğundan, evrene bilinçsiz, hatta yanlış mesajlar yollanmaktadır. Yeni sembollere yönelen uygulayıcıların ve bunları tanıtan eğitmenlerin çok dikkatli olmaları gerekmektedir.

Sembollerle çalışmak için değişik hallerde bulunmak gerekmez. Doğa üstü olduklarından her kullanıldığında yapılması gerekeni otomatik olarak yaparlar. Sembollerle çalışabilmek için doğru çizmeyi ve doğru kullanmayı öğrenmek gereklidir. Yine de zaman zaman hocalar arasında küçük farklılıklar gösterebilirler.

Reiki sembolleri üç tanedir: Birinci sembol, “güç” sembolüdür. Diğer bütün sembolleri açtığı ve harekete geçirdiği için, elektrik düğmesi gibidir. Reiki’nin gücünü arttırmak için kullanılır. Genel olarak tüm olumsuz enerjilere karşı korunmayı sağlar. Aynı zamanda, uygulanan alanı çevreleyerek bir enerji alanı oluşturur. Oluşturduğu bu alanda dağılmayı önlediği için, enerji daha güçlü hissedilir. Bu sembol, evrensel bilincin yoğun bir şekilde insan boyutuna inmesidir. Bu şekliyle evrensel bilgiler ve yetenekler, çok yumuşatılmış haliyle bize yardımcı olurlar. Habersiz kullanılmasında bir sakınca yoktur. Genel olarak gündelik hayatımızda ve kendi tekamül planımız içerisinde kendine has kolaylıklar ve bazı hafiflikler sağlar; ancak, ağır karmik ödevlerimizi etkileyemez.

İkinci sembol, “mental” semboldür, yani bilinç ile ilgili alanlarda çalışır. Bu sembolün kendine özgü ve daha ince bir frekansı vardır. Etkisi ise transformasyon ile gerçekleşir. Bilincimizde oluşan her türlü değişiklik hayatımıza yansıyacağı için dikkatli kullanılmalıdır. Bu sembol, duygusal ve zihinsel şifa için uygulanır. Kullanımı, beynin sağ ve sol tarafındaki enerjiyi dengeler. Duygusal ve zihinsel bütün problemlerde, istenmeyen alışkanlıkların (sigara-alkol bağımlılığının, fazla kiloların vs) giderilmesinde, hafıza güçlendirmede kullanılır. Bu sembolün kullanımında ana kural: Özgür iradeye müdahale etmemektir. Bu, iki tarafın tekamülü için de zararlıdır: Karma yaratır ve ruhsal gelişiminize etki eder. Ayrıca, bireysel olarak zihinsel, duygusal ve ruhsal gelişim için yapılan çalışmalarda önemli bir kullanım alanı vardır.

Üçüncü sembol, “uzaklık” sembolüdür. Farklı uzaklıktaki insanlara gereken enerjiyi aktarmakta kullanılan bu sembolle, geçmiş deneyimlere ya da gelecekteki faaliyetlere de Reiki gönderilebilir. Uzaktan yapılması gereken şifa uygulamaları, uzaktan tedavinin kapısını açan anahtar durumundaki bu sembol ile yapılır. Bedene dokunulamayan rahatsızlıklarda, doğal afet ve kriz dönemlerinde, istenilen bölgeye enerji göndermek için bu sembol kullanılır.


Üçüncü Aşama

Reiki’nin üçüncü aşama eğitimi üstat olma aşamasıdır.

Bu aşamada önce, öğrenciye üstat sembolü öğretilir. İnisiyasyon uygulanır ve üstat sembolünün kullanım şekilleri öğretilir. Bu aşama, ileri seviye olarak adlandırılabilir. Daha sonra üstat olma yeteneği verilir.

Üstat sembolü, daha yüksek enerjilere açılmak ve bu açılma yeteneğini kuvvetlendirmek içindir. Yüksek enerjiler için daha geniş bir kanal olmayı sağlar. Bu sembol, vibrasyonu çok kuvvetli bir güçtür. İnisiyasyon işlemi sırasında daha yüksek enerjilere kanalize olunur. Meditasyon ve kişisel gelişimde kullanılır. Bu sembolün odağı ruhun tedavisidir.

Birçok kişi, bu aşamaya üstat olmak için değil, şifa uygulamalarının daha ileri tekniklerini öğrenmek için katılır. Reiki üstadı olmak, uzun süren çalışmalar gerektirir. Bu seviyede, Reiki sisteminin öğretilmesi ile ilgili bilgiler vardır. Reiki’ye uyumlanma, yani inisiyasyon uygulama bilgileri bu eğitimde öğretilir. Üstat sembolü ile yapılan çalışmalarda, Reiki’nin meditatif yönü yoğunluktadır. Ruhî tekamül ağırlıklı ve uzun süreli bir eğitimdir.

Üçüncü aşama, geleneksel Usui sistem düşünce tarzına göre hayatını Reiki’ye adayacak olanlara verilir. İkinci ve üçüncü aşama eğitimleri arasında birkaç yıl geçmesi beklenir. Aday, bu süre içerisinde dikkatle izlenir. Reiki üstadı olmak, öğrencinin hayatına ciddi bir sorumluluk yükleyecektir. Yalnızca inisiye etmek, Reiki üstadı olmak için yeterli değildir.

Reiki üstadının öğrencilerine ve Reiki’ye olan sorumluluğu, hayatlarında doğru uygulamayı yapmayı öğretmektir. Öğrencinin üçüncü aşamayı isteme hakkı yoktur. Bu, ancak hocası tarafından sunulabilir. Modern düşünce tarzı, daha az kısıtlama ile çalışmaktır. Reiki üstadı olmak araba kullanmaya benzer. İnisiyasyon arabanın anahtarı gibidir, ama kullanmayı bilmiyorsanız, hiçbir yere gidemezsiniz. Teknikler açık, yalın ve direkt anlatılmalıdır ki, araba yürütülebilsin.

Reiki üstadı, sadece inisiye edici değildir: Reiki öğreticisidir. Reiki üstadı olmak, diğerlerinden daha fazla Reiki gücüne sahip olmak da değildir. Önemli olan, kendi içinizde Reiki’ye olan bağınızı kavramaktır. Reiki’nin yazılı formülü İsa’dan bin yıl öncesine dayanmaktadır, yani en az üç bin yaşındadır ve binlerce yıllık değişim ve adaptasyon sürecine sahiptir.

Tamamı olmasa da geleneksel sistemi uygulayanlar, modern sistemi reddederler. Bu tarz düşünce, şifacıların etiğine ters düşmektedir. Daha uyumlu çalışmakta yarar vardır. Çünkü, enerji ile çalışanlara gezegenimizde çok ihtiyaç bulunmaktadır.

Dünyanın bu değişim günlerinde insanlar acı çekiyor. Dünya acı içinde. Reiki’yi eskiden olduğu gibi evrensel hale getirmek için, çeşitli Reiki metotlarına ihtiyaç vardır. Bazı uygulama sistemlerini diğerlerinden üstün görmek, çok uygun değildir. Bunun için, üçüncü aşama sınırlamalarını biraz yumuşatmakta yarar vardır.

Gezegenimizin bu karmaşık döneminde, çok az insan uzun yılını çıraklık dönemiyle geçirebilir. Ve yine çok az insan 10.000 $ gibi bir bedeli ödeyebilir. Reiki herkese bolluk, uzun ömür ve mutluluk getirir. Üstat, çalışmaları ile hayatını kazanma hakkına olduğu kadar, eğitim ve uygulamalarında, ödenebilir ücretler uygulama sorumluluğuna da sahiptir.

Ayrıca, Reiki bilgilerini kendine saklamak ve ustalık statüsünün bir ayrıcalık olduğunu düşünmek de yanlıştır. Bazı üstatlar, bir müddet sonra pozitif niyetli amaçlarını kaybetmektedir. Bu ego ihtimalinin yaşanmasına karşı, olası üstatlar için şu hatırlatma çok önemlidir: Neden Reiki’yi seçtiğinizi hep hatırlayınız.

Reiki Nasıl Çalışır?

reiki_kanji_renkli_backHerhangi bir canlı, yaşadığı sürece onda yaşam enerjisi dolaşmakta ve onu çevrelemektedir. Yaşam enerjisi olarak adlandırdığımız bu enerji tüm kültürlerde farklı kelimelerle yer alır. Çinlilerde “Chi” (ki), Hintlilerde “Prana”, Avrupa ya da Amerika’da “ışık, bio enerji, kozmik enerji”, Tasavvufta; “Nefes” olarak geçer. Bu yaşam gücü enerjisi, canlılara doğumla birlikte verilmiştir.

Kendinizle birlikte hayata belli bir miktar “ki” getirirsiniz ve günlük yaşantınızda bunu kullanırsınız. Eğer yaşam enerjiniz düşükse veya dolaşımında bir tutukluk varsa hastalıklara daha açık olursunuz. Yeterli enerji dolumu sağlanamıyorsa fiziksel ya da duygusal bitkinlik yaşarsınız, normalden daha öfkeli ve depresif olursunuz. Enerjiniz yüksek olduğunda ve rahatça aktığında; daha az hastalanır ve sağlığınızı uzun süre koruyabilirsiniz. Reiki, daha fazla yaşam enerjisi kullanmanızı sağlayan doğal ve basit bir yöntemdir.

Günlük kullandığınız enerjinize güç katıp bedeninizdeki enerjiyi dengeler. Reiki’yi aktarırken uygulayıcı bir kanal olur. Bu özelliğinden dolayı; uygulayıcının enerjisi tükenmez, aksine, kullandıkça güçlenir ve şarj olur.

Evrende her şey hareket eder ve titreşir. Her şeyin kendine has bir titreşim hızı vardır. Çevremizde yer alan bizim titreşim hızımızdan düşük ya da yüksek olan diğer titreşimlerden olumlu ya da olumsuz etkileniriz. Olumsuz etkilendiğimiz zaman hastalıkları oluşturmaya başlarız. Reiki yapılan süreç, hastanın titreşim hızının düzeltildiği süreçtir.

Bedenimizdeki sistemlerin hepsi birbiri ile bağlantı halindedir. Bir tanesi bozulduğunda, zaman içinde diğer sistemleri de etkilemeye başlar. Bir bölgedeki hastalık, ilişkili başka bir bölgede hastalığa ya da olumsuzluğa neden olabilir. Enerji düzeyinde başlayan bozuk bir titreşim zihinsel ve fiziksel düzeyde hasara yol açacaktır. Reiki, vücuttaki sağlığın, uyumun ve dengenin düzenlenmesi için bir etken işlevi yapar.

Bizler zihnimizi mikroskop altına koyamadığımız için hücrelerimizi mikroskoba koyup inceleriz. Sadece beden üzerine odaklanıp zihin-beden bütünlüğünü gözden kaçırırız. Oysa, zihin ve beden arasındaki ilişki öylesine bütünleşmiştir ki, psikolojik ya da duygusal nedenleri bulunamayacak hiçbir hastalık yok gibidir. İşte bu bağlamda Reiki, bizlere kalbimizle düşünmenin yollarını açar.

Reiki ile Çalışmak

eldeneleakisReiki, uygulaması çok kolay olan bir tekniktir. İnisiyasyon işlemi gerçekleştikten sonra enerji akışını başlatmak için gerekli olan yalnızca onu istemek olacaktır.

Tüm benliğinizi Reiki’ye açarak onu kalpten istemek yeterlidir. Reiki her zaman akmaya ve sizinle çalışmaya hazır olacaktır.

Reiki ile çalışmaya hazır olduğunuz zaman ellerinizi gereken yerlere yerleştirerek çalışmaya başlayabilirsiniz. Bu çalışma için meditasyon yapmak, konsantre olmak ya da özel haller içinde olmak gerekli değildir. O her zaman sizinle birliktedir ve çağırmanızı bekler. Çoğu zaman, sadece Reiki ile ilgili sohbet ederken bile ellerinizdeki akışını hissedersiniz.


Uygulamalarınız sırasında parmaklarınızı mümkün olduğunca bitişik tutarsanız enerjinin yoğunluğuna yardımcı olursunuz. Bu önemlidir ve size daha güçlü bir enerji akışı sağlayacaktır. Uygulama yaptığınız kişi ile konuşurken dahi Reiki akmaya devam edecektir. Tabii bu sohbetleri belli bir seviyede tutmak da uygulamanın bütünlüğü açısından uygun olacaktır. Farkındalığınızı kullanıp Reiki üzerinde dikkatinizi odaklarsanız daha da iyi sonuçlar elde edersiniz.

Verimli bir uygulama için yapılacakları şöyle özetleyebiliriz :
  • Çalışmaya başlamadan önce ellerinizi yıkayın.
    • Süreniz uygunsa, kendinize biraz zaman ayırarak Reiki uygulayın.
    • Uygulama sırasında sizin ve uygulama yapacağınız kişinin rahat bir oturuş veya yatış pozisyonuna sahip olmasını sağlayın. Özellikle sizin rahat bir pozisyonda olmanız enerjinin kolay akışını sağlamak açısından önemlidir.
    • Uygulama yapacağınız kişinin aurasını düzeltin ve kontrol edin.
    • Uygulamanızı, öğretilen standart el pozisyonlarından yararlanarak uygun olan sürede tamamlayın.
    • Uygulama sırasında, ikinci aşama eğitimi almışsanız sembolleri kullanın.
    • Çalışmanızın sonunda uygulama yaptığınız kişinin aurasını düzeltip tekrar kontrol edin.
    • Uygulama yaptığınız kişiye teşekkür edin.
    • Uygulamanız tamamlandığında ellerinizi yıkayın. Eğer uygulama yaptığınız kişinin önemli bir sağlık sorunu varsa mümkün olan en kısa sürede bir duş yapın.

    reiki_terapisi1Reiki ile yaşamaya başladığınız zaman zihniniz Reiki bilincini kendiliğinden fark edecektir. Bunu sevgi, hoşgörü, mutluluk hissi, özgürlük duygusu, beden enerjisinde artış, denge, uyum, çeşitli pozitif durum ve duygular takip edecektir. Bütün bu duyguların sizin duygularınız olmasına izin vererek yaşamınızdaki değişiklikleri görmeye başlayabilirsiniz.

    Reiki enerjisini tam olarak kabullendiğiniz zaman sevgi ve şefkatle aktarmaya başlarsınız. Bu da uygulama yaptığınız kişiler üzerinde güven hissi uyandıracaktır. O zaman onlar da kendilerini Reiki’ye tam teslim edebilecek ruh haline girecek ve bütün bunlar yapacağınız çalışmaların sonuçlarını olumlu etkileyecektir. Çalışmalarınızın olumlu sonuçları size güven ve huzur duygularını tattıracaktır.

    Reiki uygulamasının en fazla ya da en düşük süresi merak edilmektedir. Reiki’nin kendi bilinci olduğu için, hiçbir zaman zarar vermez. Bu yüzden çok fazla ya da çok az Reiki veremezsiniz. Reiki vermek için sadece birkaç dakikanız bile olsa, verin. Çünkü, siz yapacağınız en kısa uygulamanın bile ne kadar iyilik sağlayacağını hiçbir zaman bilemezsiniz. Birkaç dakikalık bir uygulamanın baş ağrısını yatıştırdığı, bir kesik kanamasını azalttığı ya da arı sokmasını tedavi ettiği deneyimlerle tespit edilmiştir.

    reiki_terapisi2
    Standart olarak uygulamanız gereken süre, elinizi her koyduğunuz bölgede üç ila beş dakika tutmaktır. Uzun süreli yapılan uygulamalar, uygulanan kişiye fazla enerji yükleme amaçlı değildir. Tam bedene enerji uygulaması, bedendeki enerji dengesini uyumlayarak iyileşmeyi sağlamak içindir. Standart el pozisyonlarını uygulamanız için katı kurallar yoktur. Uygulama sırasında, sezgilerinizi kullanarak ellerinizin yerini değiştirmekte hiçbir sakınca bulunmamaktadır. Bazen de parmak uçlarınızda bulunan çakraları kullanarak uygulamanıza ilave yapabilirsiniz.

    Reiki, sizinle birlikte olarak kullanacağınız her yöntemle çalışmaya hazırdır.