25 Haziran 2011 Cumartesi

Uğur Işılak Şiirleri




Buyur Gönül Haneme…

İçimde duygular kördüğüm oldu,
Çözeceksen buyur gönül haneme…
Ne yazacak şiir ne de söz kaldı,
Sezeceksen buyur gönül haneme…

Bin bir kaygı ile korkular saçtım,
Kendimi görünce kendimden kaçtım!
Halimin resminden bir sergi açtım,
Gezeceksen buyur gönül haneme…

Çıkarıp bedeni can yeleğinden,
Kurtularak nefsin her dileğinden,
Topyekûn hayatı aşk eleğinden,
Süzeceksen buyur gönül haneme…

Uzanır sonsuza aşkın yolu bir,
Baki olmak için bir gönüle gir…
Bu yolda ne varsa gurura dair
Ezeceksen buyur gönül haneme…


Yokluğumun Resmi 

Attığım her adım benden uzakta 
Bastığım her yerde yokmuşum meğer
Çırpınırken `ben` denilen tuzakta
`Ben` bana saplanan okmuşum meğer..

Aklım kumsal iken, ben toz paresi
Çıktıkça yükseğe, alçalır oldum..
Düşündüm, derdimin nedir çaresi
Susarak konuşmak, sonunda buldum..

Esrarlı vuslata bir adım kala
Hasretin vecdiyle, ben kement attım
Yürekte boğulmak, ne güzel bela
Battıkça kurtuldum, çıktıkça battım..

Görünmez cevheri buldum diyerek
Körlüğü kör ettim, deli bir taşla 
Bilmeyi bilmeden, bildim diyerek
Boşluğu doldurdum, dolu bir boşla..

Nasılların sebebini sorarken
Sualimi cevapladım niçin`de
Çokluğumda yokluğumu araken
Yalnız kaldım yığınların içinde..

Satır, satır böldü beni heceler
Her kırkımı, kırka yardım savuştum
Boşluğumu kucakladı geceler
Sessizlikte, gürültüyle boğuştum..

Var`da yoku, haykırırken her seda
Aklım ki, aklımı başımdan aldı
O`na gidiyorum, bana elveda 
Sonsuz olan sona, bir nefes kaldı.. 


Diyarlardan Diyarlara

İnan bana ben değilim, söyleten beni,
Atılarak bir boşluğa serilmişim ben
Sıradan bir dert değildir inleten beni,
Dostun bıçak sözü ile vurulmuşum ben

Diyarlardan diyarlara sürülmüşüm ben
Ruhum ile çarmıhlara gerilmişim ben

Çile yüklü duygularda dara çekildim
Yemyeşil bir yaprak idim soldum döküldüm
Asırlarca sökülmeyen köktüm söküldüm
Yalnızlığın ağı ile örülmüşüm ben 


Koçhisar Elleri

Böyle ayrılığın gözü kör olsun
Savurdu kül gibi gurbet yelleri
Bir ana, bir baba bir de yar olsun
Neme lazım gurbet elin gülleri

İlaç, merhem kar eylemez şaşkına
Tabib neyler gönlü dolmuş taşkına
Memleket aşkına, toprak aşkına
Dile geldi bağlamamın telleri
Yiğitler aşkına, vatan aşkına
Dile geldi bağlamamın telleri

Tozludur yolları, tuzlu gölleri
Gönlümde tütüyor yurdun elleri
Tozludur yolları, tatlı dilleri
Gönlümde tütüyor Koçhisar elleri 


Dizginle Aşkını

boşa mecnun olup leyla arama
dizginle aşkını çöl şımarmasın
sevda lehçesinde çok söz var ama
beyhude konuş ki dil şımarmasın

gönül zarar eder dünya karıyla
yoğrul aşıkların ahuzarıyla
yanıp tutuşursan dostun narıyla
savrul boşluklara kül şımarmasın

hayal ülkesinde mevsim hep bahar
aklını başına topla vakit dar
kurak topraklarda bülbül olmak var
gönül ver dikene gül şımarmasın

yol bilmezse sazındaki perdeler
türkü isyan eder yüzüne güler
yüreğinden süzülsün ki nağmeler
mızrap şımarmasın tel şımarmasın 


Gözlerin Vurdu

deprem oldu yüreğimde
gözlerime baktığın an
sığındım gönül hanene
can evimi yıktığın an

türküleri yaktım inledim
çok aşk öyküsü dinledim
sevda ne imiş anladım
kabus gibi çöktüğün an

her yolda sana giderim
gönlündür meskenim yerim
isyan etti gecelerim
kabus gibi çöktüğün an

senle her an yandı bu can
anladım uslanmaz yanan

sanki gönlüm viran yurdu
ne gün bitti nede durdu
sanma ondörtlü yarası
beni o gözlerin vurdu 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder